8 Şubat 2017 Çarşamba

Sıcacık bir rota: Tayland

Üşengeç bir yolcunun Tayland Seyahati

2016 Aralık'ta annemden bir teklif aldım. Tayland'a gitmek istemiş ve yol arkadaşı olarak da sağolsun beni seçmiş. Ama bu aşamada, benim üşengeçliğim başladı. Özellikle turla gitmek fikri bana hoş gelmemişti. Yine de anneme eşlik etmeye karar verdim ve iyi ki de öyle olmuş.


Bu güzel gezi için anneme çok teşekkür ederim. Tur arkadaşlarıma da pozitif enerjilerinden dolayı teşekkür ederim.


Kış ortasında yaz havası yaşamak isteyenler... İşte sıcacık bir rota: TAYLAND


Tayland 

Tayland Krallığı, eski adıyla Siyam, bir Güneydoğu Asya ülkesi. Komşuları: Burma,
Kamboçya, Laos ve güneyde Malezya. Güney kısmında Tayland Körfezi, batı kısmında Andaman Denizi yer alıyor.

Tayland, özgür insanlar ülkesi anlamına geliyor. Komşu ülkeler işgal halindeyken, batılı ülkeler Tayland'ı tarafsız bölge olarak bırakmışlar. Ülkenin başkenti ve en kalabalık şehri (20 milyon) Bangkok. Ülkede Tayların yanı sıra Çinliler (%12) ve diğer ülke vatandaşları da yaşıyor. Ülke şu an emekli Avrupalıların da uğrak yeri.


Resmi dil Tayca. Nüfusun % 95 lik bir bölümü Budizm dinine inanıyor. Az da olsa Müslümanlar mevcut.

Tayland sokakları, kablo cenneti, bütün kablolar üstten gidiyor.
Tayland Krallığı Parlamenter Monarşi ile yönetiliyor. Ülkede şu an darbe sonrası bir yönetim var. O kısım anladığım kadarıyla karışık.

Son kralları 10. Rama Maha Vajiralongkorn, devlet başkanı ve silahlı kuvvetler başkanı unvanlarına sahip. Ancak esas önemli olan kişi yeni vefat eden babası.


Baba: 9.Rama Bhumibol Adulyadej,
 Ekim 2016'da vefat etmiş ve ülke 1 senelik bir yas tutuyor. Halkına yakın, devrimci, ABD doğumlu, Batı eğitimi görmüş 9.Rama'ya tüm halkı hayran. 88 yaşında ölen kral, zeki, ılımlı, fotoğrafçılıkla ilgilenen, entellektüel biriymiş. Tayland'ı tarımdan turizme pek çok alanda geliştirmiş. Ülkenin su kanallarının yapılmasını, tarımın iyileştirilmesini, vakıflar kurulmasını sağlamış. 

Bazı taş ocaklarını, yeni nesillere kalsın diye açtırmamış. Türkiye'de her türlü doğal nimeti sonuna kadar kullanan,veya özelleştiren yöneticilerimiz bunu duysun çok isterim.

Ölen kral 9.Rama Bhumidol Adulyadej, çok seviliyor
Bugün her yerde 9.Rama'nın fotoğraflarını çiçeklerle süslenmiş halde görebilirsiniz. Siyah giyen Taylılar, yakada siyah kurdeleler, sokaklarda dev siyah süslemeler hep bu yasın izleri...

Günde 50.000 kişinin tapınaklara gelerek yas tuttuğu söyleniyor. Devlet, yas tutanlara ücretsiz otobüs, yemek, saç-sakal traşı hizmeti sunuyor.

Yas tutan Taylılar
Ölümüyle saltanat oğluna geçmiş. Yeni kral Maha Vajiralongkorn ise dövmeli, düşük bel kot giyen ilginç biri, hatta medyada haber olmuştu... Ancak ülkede kati surette kralı eleştirmek hatta konuşmak yasak. Resmine bile saygısızlık yapmak ağırlaştırılmış hapis sebebi. O nedenle oraya seyahat eden bir misafirin ilk dikkat etmesi gereken konu bu.

Kraliyet çok kıymetli. Herşeyin üzerinde tutuluyor, toz kondurulmuyor.


Kıssadan hisse: Demokratik parlementer sistem bir ülkede yaşadığımız için, yatalım kalkalım şükredelim.

Yeni kral. Kral hakkında konuşmak çok büyük suç

Dinsel inançları Budizm nedeniyle Taylılar sakin insanlar ve kabadayılık yapmak çok ayıp. Hırsızlık da yok ve güvenle seyahat edebiliyorsunuz

Karma felsefesine, cennet-cehenneme inandıkları için, bu hayatta yapılan iyiliklerin onların diğer hayatlarında iyilik getireceğine inanıyorlar. Yeterince iyi olurlarsa bir sonraki hayatlarında (reenkarnasyon) daha iyi yerlerde olabilecekleri umudunu taşıyorlar. Diline, eline, beline sahip ol inancındalar.


Not: Dinsel inancı ne olursa olsun, iyiliğe inanmak ne kadar önemli değil mi? Özellikle Budist kültürlerin sukunetini görünce, kendimize de tekrar dönüp bakmamız gerekiyor.


Taylıların inançlarında pek çok batıl inanç da var. Evlerinden cinlerin gelip çocuklarını kaçıracağını düşünüyorlarmış. Çocukları gülünç alaycı sözlerle severlerse, kötü ruhların "bu işe yaramaz" diye almayacağını düşünüyorlarmış. Bizdeki "ay, sen ne çirkin bebekmişsin" gibi bir konu sanırım.

Ölen ruhları yatıştırmak gönlünü almak için yapılmış cin evlerini de (spirit houses) pek çok yerde görürsünüz. Küçük kuş evi ya da oyuncak bebek evi gibi yapılar bunlar... Bu evlerin önlerine hediyeler, pilav-yemek, sigara ve hatta viski de koyuyorlar. "Rahmetli severdi" diye ikram edilen bu hediyeler, sonra alınıp atılıyormuş. Ruhları böylece sakinleştirdiklerine inanan Taylılar, kendilerini rahat ve güvende hissediyorlarmış.
Sunulan hediyeler: hindistan cevizi suyu, yemek, sigara, puro, mumlar vs.
Tayland'a seyahat ederseniz başın çok önemli olduğunu unutmamak gerekiyor. Vücudun en yukarısında olan baş, Taylılara göre kutsal ve bir çocuğun bile başının okşanmasını istemiyorlar. Ayaklar ise kötü, pis sayılıyor. Yani birine ayakla bir işaret yapmak terbiyesizlik olarak algılanabilir.


Trafik

Trafikle ilgili ilk bilgi: Korna sesi yok! Çıt çıkmıyor. Trafik hıncahınç dolu. Işıklar uzun (ışıklarda uyuyan şöförler varmış) ama korna sesi yok. Ama aynı zamanda Tay trafiği, dünyanın en çok kazalı trafiklerinden biri olmasıyla meşhur.
Tuktuk taksi, önde pembe taksi
Trafik İngiliz stili ters yönde ama ülke İngiliz sömürgesi değil.Peki neden? Bir rivayet şöyle: Ülkeye gelen ilk arabayı İngilizler, Krala hediye olarak vermişler. Kral bunun için kısa bir yol yaptırmış. Ve devamı da böylece sürmüş gitmiş. Trafik sola doğru kalmış.

Not: Lütfen karşıdan karşıya geçerken dikkatli olun, yaya önceliği yok ve bizler ters yön trafiğe alışık değiliz.

Ülkede tuk tuk denen motor taksiler var. Bir de rengarenk normal taksiler. Pembe taksiler bayan taksisi değil, taksi firmaları renkleriyle ayrılmış.


Para
Ülkenin para birimi Tay Bahtı. 1 Dolar=35 Baht oluyor. Bu da neredeyse 10 Baht=1TL demek. Ülkede 30.000TL'ye yeni araba almak mümkünmüş. Evleri çirkin bile olsa, Taylılar arabalarının yeni olmasına önem verirmiş. Yakıt 1 dolar ve Taylılar için pahalı.
Yiyecek fiyatları ise bence gayet ucuz. Rehberimiz, çoğu evde mutfak ve çamaşır makinasının olmadığını; dışarıda yemek yemenin ve çamaşırhane kullanmanın çok daha ucuza geldiğini anlatıyor. Genel olarak tüm fiyatlar makul. Zaten, oldukça fazla Çin ürünü var, yiyecek anlamında da bolluk içinde bir ülke...


Doğal Kaynaklar
Bereketli, lezzetli yiyecekler ülkesi
Ülke su bakımından çok zengin, bol yağış alıyor, yeşil ve tropik. Bu da açlık sorunu olmaması, bereketli olması anlamına geliyor. Sulu, çeşit çeşit meyveleri var. Tarım organik ve insan gücüyle yapılıyor. Yılda 3 kere ürün alan bu bereketli topraklar, Tayland'ı tarımda dünya 11.si yapmış.


Yemekler
Yemekler konusunda ben denemeyi severim, açığımdır. Ama ilk gün yine de kahvaltıda aç kaldım. Bana anlatan biri olsa daha çok yemek keşfi yapmak isterdim ama olmadı. Yine de gezinin sonuna doğru damak tadıma uygun birkaç ürün bulmuştum:

Pad Thai: noodle, karides, yumurta ile yapılan bir yemek. Çok lezzetli
Pad Thai
Banana Pancake: Muzlu gözleme.Çok güzel
Muzlu gözleme- Banana Pancake
Tom Kha Ga: Hindistan cevizi sütü, tavuk/karides, bambu ve sebzelerden oluşan bir çorba. Fena değildi.
Bir çeşit çorba diyelim
Meyveler: Ananas, mango favorim. Mangosteen çok değişik, Türkiye'de yok. Durian'dan arkamı dönerek kaçarım. Çok kötü kokuyor ama Taylılar çok seviyorlar. Kurutulmuş meyveler çok güzel, muz-ananas-mango.
Durian

Mangosteen

BANGKOK

Bangkok için 2 günümüz vardı, pek yetmedi. İlk gün tapınakları gezdik, Oturan Buda, Yatan Buda. Ardından da önce masaja sonra da yemeğe gittik.

Sokak başı masaj salonu var, ama bizi bir kliniğe götürdüler. Temiz olması bana güven verdi. Kliniğin kapısında "only massage, no sex" (sadece masaj yapılır, seks değil) yazıyordu. Tayland'da masajın "erkeklere özel" olan türü de mevcut, ama o konulara girmiyorum. Konumuz geleneksel Thai masajı :)

Fotoğraf temsili- Geleneksel Thai Masajı
Masaj deneyimi güzeldi ama epey sertti. Yumuşak masaj sevmememe rağmen canım acıdı. "Yumuşak yap" diyebiliyorsunuz ama ben racona uygun yapsınlar diye hiç ses çıkarmadım :P Üzerinize temiz bir pijama veriyorlar, sonra da hamamda tellakların yaptığı gibi çekiştirip esnetiyorlar. Yine de masaj sonrası kendimi epey dinlenmiş ve iyi hissettim.

Akşam yemeği mekanımız “Sea Food Market” adında bir yerdi. Bu restoranın sloganı “if it swims we have it” yani “yüzüyorsa bizde vardır”. Çeşit çeşit balık, karides, ıstakozdan beğendiklerinizi buzlu tezgahlardan market arabasına alıyorsunuz. Kasada ödemeyi yapıyorsunuz (fiyatları epey yüksek). Çiğ balıkları market arabasıyla masaya götürüyorsunuz. Masanızda garsonlar gelip tek tek size pişirme usulünü soruyorlar. Balıkseverlerin sevebileceği bir yer...
Sea Food Market
Devamında Patpong Gece Pazarı'na gittik. Kenarda seksi barların olduğu, ortada ise tezgahların kurulduğu bir alan. Bizim turistik yaz akşamı pazarlarının bir benzeri... Orada alışveriş yapmanızı çok önermem, yaparsanız da pazarlık gerekiyor. Bir ürüne yaklaşsanız size abartılı bir fiyat söylüyor ve devamında adeta yapışıyorlar. "Madam madam, sen ne kadar verirdin?" israrı eksik olmuyor. Tayland'ın çoğu kısmında pazarlık çok yaygın ve işin bu kısmı yorucu. Hediyelik alacaksanız, Pattaya'nın Gece Pazarından (Night Bazaar) almanızı öneriyorum.

Bangkok 2.gün

Sabah kahvaltısının ardından erkenden yola çıktık ve Yüzen Çarşı'ya gittik. Çarşı öğle saatlerinde kapanıyormuş o nedenle erken gitmek çok önemli. 
Yüzer çarşıya giderken
Tüm gezinin en güzel yerlerinden biri burasıydı. Yarım saat yemyeşil orman içindeki kanalda yolculuk ettikten sonra Çarşıya varılıyor. 
Yüzer çarşıda sokak lezzetleri

Yüzer çarşı
Yüzen çarşıda kanalın kıyısındaki dükkanlarda ve teknelerde hediyelik eşyalar, yiyecek içecek satılıyor. Orada sokak satıcılarından muz kızartması ve hindistan cevizi pancake yedim ki, hindistan cevizli olana BA-YIL-DIM!!. Bir daha da hiç bir yerde bulamadım, o yüzden olur da yolunuz düşerse, Yüzer Çarşı'da Coconut Pancake tatmayı unutmayın
Yüzer Çarşı-trafik sıkışık
Aynı gün Hindistan Cevizi çiftliğine ve Yılan Çiftliğine de gittik. Oralar o kadar ilginç gelmedi bana. Hindistan cevizi ürünleri ülkede çok meşhur, bir de Hindistan cevizi sütünü bizim salça gibi yemeklerde bolca kullanıyorlar. İlginizi çekerse kremler, yağlar alabilirsiniz.

Ve sonra MUHTEŞEM bir şova gittik. Şovun adı Siam Niramit. Öncesinde açık büfe akşam yemeği ikram ediyorlar, sonra da şov başlıyor. Şov, Tayland tarihini anlatıyor ve gördüğüm en etkileyici gösterilerden biri. Sahnenin dekorları bir ışık arasında değişiveriyor, melekler havada uçuşuyor, sahneye filler geliyor ve dahası sahnenin ortasından teknelerin yüzdüğü bir nehir geçiyor. Rüya gibi bir şov, Bangkok'a giderseniz mutlaka izleyin.
Cennet sahnesi: melekler havada uçuyor
Önemli bir not: Şov esnasında fotoğraf çekmek video çekmek kesinlikle yasak ve sizi mahcup edebilirler, teşebbüs dahi etmeyin. Kimseyi gözden kaçırmıyorlar. Buradaki fotoğrafları da internetten bularak koyuyorum.
Sahnenin ortasında nehir geçiyor.
Bu gösteriden çıktıktan sonra bende kalan duygu şu oldu. Bu kadar güzel bir şovu neden biz de Türkiye'nin tanıtımı için gerçekleştirmiyoruz? Bizde de çok zengin bir tarih, renkli bir anlatım, çeşit çeşit danslar, kostümler var. 
Sahnede filler var
Kızlar kına ekibim gibi durmuyor mu?! :) Siam Niramit çıkışında
Gece otele dönmeden son durak da Asiatique adında açıkhava bir AVM'ydi. Çok az zaman kaldı ve çok gezemedik ama ben size tavsiye ederim. Bangkok Chao Paraya nehrinin kenarında gayet hoş dükkanların olduğu, güzel zaman geçirilebilecek, canlı müzik dinlenebilecek bir yer. Saat 11'de kapanıyor.

Bangkok'taki 3.günümüzde artık otelden ayrıldık ve Pattaya'ya doğru yola çıktık. Yolda timsah çiftliğine uğradık, zürafa ve filleri sevdik. O hayvanları yakından görmek güzeldi, bahçelerin manzaraları da ayrıca güzeldi.




PATTAYA

Gelelim Pattaya'ya. Pattaya, curcunalı bir tatil kasabasına benziyor. Bizim Marmaris sahili gibi diyebiliriz. Farkı, malum turizm bakımından epey meşhur bir yer olması. Vietnam savaşı sırasında Amerikan üslerinin dinlenme merkeziymiş ve o zamanlardan fuhuş yaygınlaşmış. Sonrasında emekli Avrupalıların ve gördüğüm kadarıyla Türk erkeklerinin uğrak mekanlarından biri olmuş.

Sokaklarda barlar, masaj salonları ve döviz büroları sıra sıra. Önce iç-eğlen, sonra bir masaj yaptır ve paran bitince döviz bozdur mantığı herhalde. Sokaklarda küçücük Tay kızlarını koluna takmış Avrupalı dedeler görebilirsiniz. Kızlar, Batı standartlarına göre pek güzel sayılmaz ama her yer müşteri bekleyen genç kızlarla dolu. Ayrıca her türlü diğer şovların da yapıldığı bir şehir Pattaya. 

Kısacası en meşhur olduğu alan fuhuş turizmi olan bu şehirde, normal bir turiste hitap eden çok az şey var, onlardan da şimdi bahsedeceğim.
İlki Mercan Adası. İncecik bembeyaz kum, turkuaz deniz. Gerçekten güzel ve huzurlu. Pattaya'daysanız mutlaka gidin.

Bizim de benzer güzellikte Çeşme Boyalık Plajımız var. Farkı ne derseniz. Çok temizler, ellerindeki nimetlerin kıymetini biliyorlar, biz ne yazık ki bilmiyoruz. 
Turkuaz denizlerin üstünde
Bir diğeri Alcazar Show. Yine bir sahne performansı, müzikler, kostümler, dekorlar rengarenk ve harika. Bol bol dans var.
Alcazar Show
Bu show'un ayrıca başka bir özelliği var. Belki 100-150 kadının yer aldığı bu şovdaki kadınların hiçbiri aslında kadın değil. Onlar ladyboy. Yani bizim bildiğimiz anlamda transseksüel. Epey de alımlılar. Burada ladyboy'lar çok yaygın, markette, kafelerde gayet doğal çalışıyorlar, durum normalleşmiş artık.

Bu şovlarda yaygın olmalarının sebebi ise bence şu: Tay kızlarının çoğu çıtı pıtı, minyonlar ve sahne için çok da gösterişli değiller. Bu bey/hanımlar ise birer estetik harikası. Boyları ve irilikleri sayesinde sahneyi dolduruyorlar, kafalarında şapkalarıyla daha da büyük görünüyorlar. Şov dünyasının birer ürünü olduklarını düşünüyorum. 
Alcazar Show sonrası
Bu arada not düşeyim. Tayland'da özellikle fotoğraf çektirmek bahşişle. Turistseniz bol bol bahşiş vermeye alışın.
Ben ve yeni arkadaşım

Orkide Bahçeleri
Son ve en güzel Pattaya anılarından diğerleri ise Botanik bahçeleri ve Fil safarisi oldu. Nong Nooch Tropik Bahçe'sine gitmenizi kesinlikle öneriyorum. Orkidelerin güzelliğine, bahçelerin yeşilliğine hayran kalacaksınız. Bahşiş verirseniz bir kaplanı sevebilir, bir filin hortumuyla sizi kaldırmasını deneyebilirsiniz.
Nong Nooch Bahçeleri
Nong Nooch Bahçeleri
SONSÖZ
Yazının bu satırına kadar gelen okuyucuları tebrik ediyorum, uzun ve detaylı yazdım. Eğer bir gün giderseniz, Tayland'da eğlenceli zaman geçirmenizi diliyorum. Pek çok kısmı turistik olsa da kendi ülkemizde göremeyeceğimiz hayvanlara dokunmak, orkideleri koklamak, incecik kumlarda yürümek, tropik meyveleri yemek çok keyifli.

Hoşçakal Tayland

Yeni rotalarda görüşmek üzere... Sevgiler






3 yorum:

burcu gülay taşçı dedi ki...

harika yazmışsın iremcim. çok özendim. yeni yazılarını bekliyoruz.

NRGN dedi ki...

Sağol :) çok güzel olmuş. Ben de Nisan için plan yapmıştım iyi geldi...

Unknown dedi ki...

Cok bilgilendirici ve eglenceli. Yeniden gitmis gibi oldum. Tesekkurler. Meral Turkmen.

Yorum Gönder