Sayfalar

20 Ekim 2026 Salı

Hierapolis ve Pamukkale: Bir Günde Antik Kentten Travertenlere

Nereden girmeli, nasıl gezmeli, nelere dikkat etmeli?

Tarihin izlerini sürmek için bu kez Pamukkale'nin efsane kenti Hierapolis'teyiz. Birkaç saat gezeriz diye başladığımız gezi, neredeyse bir gün sürdü.

Travertenler

Hierapolis, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde Pamukkale ile birlikte yer alıyor. Antik Çağ'da özellikle şifalı termal suları ve dinî önemiyle tanınan kent, Roma döneminde oldukça gelişmiş.

Şehre nereden gireceğimizi planlamak biraz zor oldu. O yüzden kendi deneyimimizden yola çıkarak size en mantıklı rotayı anlatacağım.

Sabah saatlerinde Kuzey Kapısı'ndan giriş yaptık. Burada elektrikli golf arabaları bekliyordu. Ücreti tek yön 55 TL'ymiş. (Kuzey Kapısı> Antik Havuz > Kuzey Kapısı)

Vaktiniz kısıtlıysa tercih edilebilir. Biz yürümeyi tercih ettik. Her önemli noktada beş dakikalık fotoğraf molası veriyorlarmış ve turistlerin çoğu bu araçlara bindi. Bizim önümüzde ise antik kent içinde 2,5 kilometrelik bir yürüyüş yolu ve ardından travertenlerden aşağıya 800 metrelik bir iniş vardı.

Önce uzun bir nekropol alanından geçtik. Nekropol, mezarlık demek. Burada çok sayıda lahit ve pek çok taş mezar evi vardı. Burası Anadolu'nun en büyük antik nekropollerinden biriymiş.

Nekropolden Giriş

Lahitlerin üzerindeki yazılardan bazıları oldukça okunaklıydı. Kimlerin buraya gömülebileceği, belgenin bir kopyasının kent arşivinde bulunduğu ve mezara izinsiz girilmemesi gerektiği yazıyordu. Bir nevi tapu ve vasiyet görevi gören bu yazılar çok ilginçti.

Mezarın kime ait olduğu, kimlerin gömülebileceği ve izinsiz defin yapanlara uygulanacak cezalar

Hierapolis'in şifalı sularına gelen hastaların bir kısmı burada hayatını kaybetmiş. Nekropolün bu kadar büyük olmasının nedenlerinden biri de buymuş.

Taş Mezar Evleri

Nekropoller şehirlerin dışına yapılırmış. Bu alan bittikten sonra şehrin girişinde dev bir hamamla karşılaştık. Ancak hamam kapalıydı. Roma döneminden kalan bu hamam, şehre gelenlerin temizlenmesi için kullanılırmış.

Hamam

Hamamın hemen yanında ise görkemli bir kapı yer vardı: Frontinus Kapısı. Üç kemerli bu anıtsal kapı, MS 1. yüzyılda inşa edilmiş ve kentin Roma dönemindeki önemli girişlerinden biri olmuş.

Kapı, uzun bir caddenin de başlangıç noktası. Frontinus Caddesi, iki yanındaki dükkânlar ve depolarla şehrin ana caddesi. Tam bir alışveriş caddesi de diyebiliriz. :)

Frontinus Kapısı

Frontinus Caddesi

Bu uzun caddeyi geçip taş yoldan devam ederken bastığımız taşların altının boş olduğunu fark ettik. Meğer yolun altından büyük bir su kanalı geçiyormuş. Böylece yağmur sularını tahliye ediyorlarmış.

Roma şehirlerinde temiz su ve atık suların uzaklaştırılması için gelişmiş altyapı sistemleri kuruluyormuş. Binlerce yıl önce kurulmuş bir şehrin böylesine gelişmiş bir su ve kanalizasyon sistemine sahip olduğunu görmek çok etkileyici değil mi?

Ben yolun ortalarında yorulmaya başlamıştım. Yanımızdan vızır vızır geçen elektrikli arabalara binmek istedik ama yolun ortasından yolcu almıyorlarmış. :)

Sonra, videolarda ve fotoğraflarda gördüğümüz o dev tiyatro karşımıza çıktı.

Antik Tiyatro

Tiyatroya dik bir rampadan çıkılıyor. Çıkması yorucu ama manzarası şahane.

Yaklaşık 10.000 kişilik bu tiyatro, Roma döneminden kalma. Şehirde bir tiyatro daha varmış.  Tiyatronun oturma bölümü neredeyse mükemmel şekilde korunmuş. Sahne binası ise üç katlıymış. Bugün sahne cephesinin önemli bir bölümü ayakta ve üzerindeki mitolojik kabartmalar hâlâ görülebiliyor.

Orkestra alanı ise biraz derin. Burası gladyatör ve vahşi hayvan gösterilerinin yanı sıra su gösterileri için düzenlenmiş.

Orkestra alanı ve Sahne

Tiyatrodan sonraki durağımız Plutonium. Burası gerçekten çok ilginç bir yer. Yeraltı tanrısı Hades'e adanmış kutsal bir alan. Hades'in Roma mitolojisindeki adı Plüton, ismi de buradan geliyor.

Burada bir mağaraya açılan Cehennem Kapısı var. Yeraltından çıkan yüksek yoğunluktaki karbondioksit gazı nedeniyle bu kapıya getirilen boğalar hayatını kaybediyormuş. Böylece tanrıların sunulan kurbanı kabul ettiğine inanılıyormuş. İçeri giren rahipler ise zehirlenmiyormuş. Rahiplerin, zemine yakın yoğunlaşan gazdan daha yüksekte nefes alarak korunabildiği düşünülüyor.



Mitoloji sevenler için Hades'in hikâyesini de anlatalım.

Hades, yeraltı tanrısı. Bereket ve tarım tanrıçası Demeter'in kızı Persephone'yi kaçırıp yeraltına götürür ve eşi yapar. Buna çok üzülen Demeter, bereket işlerini bırakır ve dünyadan bereket çekilir. Bunu gören Zeus bir çare arar ve Hades'e haber yollar. Sonunda Persephone'nin yılın 6 ayını yeraltında, 6 ayını annesinin yanında geçirmesine karar verilir.  Böylece Persephone annesinin yanındayken doğa canlanır, yeraltına döndüğünde ise bereket azalır. Antik Yunanlar mevsimlerin oluşumunu da bu hikâyeyle açıklamışlar.

Hades ve Persephone'yi Roma'daki ünlü Bernini heykelinden de hatırlayabilirsiniz. 

Bernini Heykeli-İtalya. Plüton ve Proserpina'nın Kaçırılışı.

Bu tapınakla birlikte antik kent gezimiz neredeyse bitti. Aşağıdaki Antik Havuz şahane görünüyordu ama mayolarımızı yanımıza almadığımız için giremedik. Arşivden bir fotoğraf ekleyeyim:

Antik havuz

Arkeoloji Müzesi'ni de çok zaman alacağı için gezemedik.

Akşamüstüne yaklaştığımız için travertenlerden aşağı inip Kuzey Kapısı'nda, yani epey yukarıda kalan arabamıza taksiyle dönmeye karar verdik.

Burada bir tavsiye: Biz yaptık ama siz öyle yapmayın. :) Travertenlerde biraz yürüyüp geri dönmek ve Antik Havuz'dan shuttle ile Kuzey Kapısı'na gitmek daha mantıklı olacaktır.

Traverten Havuzları

Travertenler şahaneydi. Ayakkabılarımızı sırt çantamıza koyup muhteşem manzaranın tadını çıkararak inmeye başladık. Ama yer yer oluşan yosunlar kayma riski yaratıyor, bazı çok dokulu yüzeyler ayağıma batıyordu. Bir süre sonra üşümeye de başladım.


Bembeyaz travertenler
Uzayan gölgeler

Başta çok keyifli, sonlara doğru ise biraz zorlayıcı bir inişin ardından alt kapıya ulaştık. Ayaklarım oldukça üşümüştü. Akşam güneşi travertenlere vuruyor, gölgeler uzuyor, renkler tatlı bir sonbahar sarısına bürünüyordu. O saatlerde orada olmak muhteşemdi.


Kuzey Kapısı'na taksiyle çıktık. 3,5 km = 500 TL. Turist tarifesi! Hoş değil. O yüzden planınızı yaparken bunu da göz önüne alın derim.

Şahane bir yer olan Hierapolis ve Pamukkale'yi doya doya gezmek için bir tam gün gerekli. Çok mutlu bir şekilde, 11.500 adımla turumuzu tamamladık.

Böylelikle bir gezimiz daha sona erdi. Yenilerde buluşmak üzere...



NOT: Yorum yapınca isminizi de yazarsanız sevinirim. Yoksa anonim olarak görüyorum. Teşekkürler :)






7 yorum:

Adsız dedi ki...

Çok güzel anlatmışsınız. Yeni ziyaretçiler için yararlı bilgiler içeriyor. Elinize sağlık. Yeni paylaşımlarınızı bekliyoruz.

Adsız dedi ki...

Ellerine sağlık. Çok aydınlatıcı bir gezi yazısı olmuş.

Adsız dedi ki...

Harika

Adsız dedi ki...

Travertenlerde biraz yürüyüp geri dönmek ve Antik Havuz'dan shuttle ile Kuzey Kapısı'na gitmek daha mantıklı olacaktır.
Bu önemli bir bilgi... Keyfinize ortak olduk.

Adsız dedi ki...

Teşekkür ederim. Gayet detaylı bilgiler verdin .

Nadiye dedi ki...

Her zamank gibi harika anlatmışsın ❤️

Adsız dedi ki...

Canım iremcim, ne güzel anlatmışsın memleketimi, senin güzel bakısın... Canım benim iyi ki varsın. ESİN

Yorum Gönder